GÖZ KAPAKLARINDAKİ KİTLE

GÖZ KAPAKLARINDAKİ KİTLE

GÖZ KAPAĞINDAKİ KİTLE KÖTÜ HUYLU OLABİLİR

*Göz kapakları, gözün anatomik bütünlüğünün sağlanması ve görme işlevinin sürdürülmesi için gerekli, ince, narin ve karmaşık yapılardır. Göz kapakları cilt, mukoza, kas ve salgı bezi gibi birbirinden farklı dokulardan oluşur. Temel işlevleri gözü korumak, gözyaşının gözün yüzeyel tabakasına dağılmasını sağlamak ve gözyaşı pompa sistemine yardımcı olmaktır. Göz kapaklarının şekil, işlev ve görünüşüyle ilgili bozukluklar doğuştan olabilir (konjenital) veya çeşitli nedenlerle sonraki yıllarda gelişebilir (edinsel) . Edinsel göz kapağı hastalıkları, tanı ve tedavileri özellik gösteren tümörler, enfeksiyonlar ve dejeneratif lezyonlar gibi farklı gruplardan oluşur.

* Göz hastalıkları pratiğinde en sık karşılaşılan tümöral lezyonlar gözkapağı kitleleridir. Göz kapağında görülen kitlelerin büyük çoğunluğunu iyi huylu (benign) tümörler oluşturur. Göz kapaklarının yapısında cilt, mukoza, kas dokusu, ter ve yağ bezleri gibi farklı dokular bulunur ve bu yapılardan çok çeşitli iyi huylu (benign) veya kötü huylu (malign) tümörler köken alabilir. Göz kapağında karşımıza çıkan kitleler, vücutta deri ile kaplı herhangi bir yerde de görülebilirler. Fakat bu tümörlerin gerek klinik görünümleri, gerek histolojik özellikleri, gerekse tedavisinde uygulanan cerrahi prensipler vücudun diğer bölgelerinde görülen cilt lezyonlarından farklıdır.

*Göz kapağında bulunan kitlelerin kötü huylu (kanser) olabileceği ve yaşamı tehdit edebileceği unutulmamalıdır. Geniş çeşitlilikte ve farklı yapıda olabilen göz kapağı tümörlerinin klinik seyrinin ön görülebilmesi ve uygun biçimde tedavi edilebilmeleri için öncelikle tanınmaları, özellikle de, kötü huylu karakteri olanların ayırt edilmeleri gerekmektedir. Tümörün yeri, şekli, rengi, çevre dokulara yapışık olup olmaması, damarlanması, pigmentasyonu, gelişim süresi ve hızı, predispozan faktörlerin varlığı göz önüne alınmalı, komşu lenf nodüllerinin durumu incelenmelidir. Göz kapağındaki kitlelerin takibinde renkli fotoğrafların önemi büyüktür. Çoğu tümör karakteristik klinik görünüme sahip olsa da KESİN TANI biyopsi veya eksizyon ile alınan dokuların histopatolojik incelemesi ile konur. Küçük tümörlerde eksizyonel biyopsi kuraldır. Büyük tümörlerde ise sağlam doku sınırından 2-5 mm genişlikte ve tümörün tam derinliğini kapsayacak şekilde biyopsi alınmalıdır. Biyopsi teşhis ve tedavinin ilk basamağıdır.

*Göz kapağındaki kötü huylu tümörlerin büyük çoğunluğu ileri yaş grubundaki hastalarda görülür. Göz kapaklarındaki ciltte giderek büyüyen bir kabarıklık ya da iyileşmeyen bir yara varsa akla tümör gelmelidir. Bazal hücreli karsinom en sık görülen malign kapak tümörüdür. Daha çok lokal yayılım yapan bazal hücreli karsinomda metastaz oranı düşüktür. Yassı (skuamoz) hücreli karsinom göz kapağının ikinci en sık görülen malign tümörüdür. Bazal hücreli karsinomdan daha saldırgan ve öldürücü bir tümördür. Sebase bez karsinomları ise üçüncü sırada yer alırlar. Şalazyon ve blefarokonjonktiviti taklit edebilirler. Tanı konduğunda çoğunlukla metastaz yapmış olan ve ölüm oranı yüksek tümörlerdir.

* Derinin iyi huylu pigmentli lezyonlarının çokluğuna karşın malign melanomu nadirdir. Tüm deri kanserlerinin sadece %3’ünü oluşturur. Göz kapağının tüm tümörlerinin ise %1-5,4’ü malign melanomdur. Sarışınlarda ve açık tenlilerde daha sık görülür. Göz kapaklarındaki pigmentli lezyonlarda büyüme, pigmentasyon artışı, genişleme, çevrede uydu lezyonların ortaya çıkması malgn melanomu düşündürmelidir. Alt göz kapağı yerleşimli malign melanom

* KESİN TANI biyopsi veya eksizyon ile alınan dokuların histopatolojik incelemesi ile konur. Göz kapağı tümörlerinde tanı; bazal hücreli karsinom, yassı hücreli karsinom, sebase bez karsinomu veya malign melanom ise esas tedavi cerrahidir. Gerektiğinde radyoterapi ve/veya kemoterapi uygulanmalıdır. Op. Dr. Esra Yelkenci AYDIN

Diğer Yazılar